
*Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş genel müdürü Halil Karaçavuş; Gerçek ekonomik enstrüman; üretimdir * Sayın Başbakanımız “Hamdolsun, bize bir şey olmaz, iyi durumdayız” şeklinde iyi niyetli bir yaklaşım içerisinde bulunsa da krizin hiç şüphe yok ki batılılarla aynı politik-ekonomik sistem içerisinde bulunan Türkiye’yi çok ciddi olarak etkileyeceği açıktır.
*Bizim açımızdan bakıldığında sıcak paraya dayalı ekonomik anlayış ve algının sonunun geldiği gerçeğini görme zamanının gelmiştir. Akışkan halde uluslararası piyasalarda dolaşan kısa vadeli parasal sermaye artık eskisi kadar bol olmayacaktır.
Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenen 12. Ulusal Finans Sempozyumu, Hilton Otel´de yapıldı. Sempozyuma çeşitli üniversitelerden öğretim görevlileri, banka temsilcileri, ekonomistler, işadamları ve öğrenciler katıldı.
Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oda Orkestrası´nın dinletisinin ardından kürsüye gelen Panel Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cevat Sarıkamış, bilime hizmet eden öğretim görevlilerine teşekkür ederek, bu sempozyumu uluslararası bir sempozyum haline getirmek için çalıştıklarını söyledi.
Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş Genel Müdürü Halil Karaçavuş sempozyumda Küresel kriz, reel sektör ve finans sektörleri konulu bir konuşma yaptı. Halil Karaçavuş yaşanan ekonomik krize dikkat çekerek “Amerikan halkının aldığı Mortgage kredilerini ödeyememesi ile başlayan küresel kriz derinleşerek ve finans krizi olmaktan çıkıp gerçek bir ekonomik kriz olma yolunda hızla ilerlemektedir. Ancak, karşı karşıya kaldığımız küresel krizin sebebinin sadece Amerikan halkının aldığı kredileri geri ödeyememesi olarak düşünmenin doğru olduğu kanaatinde değilim. 2007 yılının sonuna kadar petrol fiyatlarının yükselmesi ile ortaya çıkan marjinal para ki bu paranın büyük oranda piyasalarda karşılığı yoktur, dünya genelinde bir finansal genişlemeye yol açtı. 2003 sonrası finans piyasalarının taşıyıcısı olan petrol fiyatlarındaki yükselmenin piyasalara 2007 yılı sonuna kadar sağlamış olduğu marjinal fayda maalesef bugün etkisini tamamen kaybetti. Sebebi ne olursa olsun bir ekonomik sistem içerisinde her şeyin aynı anda yukarı gitmesi beklenmemelidir. ABD merkez bankası FED’in müdahaleleri ile para piyasalarında bir düzelme olacağı düşünülse de maalesef bu etki gerçekleşmedi.(Sadece ABD krizini finansmanına 1 trilyon dolar para ayırmıştır.) FED kararlarının, çöküş sürecini uzatmakla birlikte sistemin kaderini engelleyemeyeceğini düşünüyorum. Yani yeni bir finansal rahatlamanın ortaya çıkması için sistemin tüm aşamalarını tamamlaması gerekir. 2007 Kasımından itibaren sistem maalesef çöküş sürecine girmiştir. 7 yıllık bir bolluk döneminden sonra dünyayı sıkıntılı bir sürecin bekliyor” diyerek tehlikenin büyüklüğünü gözler önüne serdi. 1929 Kara Perşembe’den beri yaşanılan bu en büyük krizin kaybedenleri olduğu gibi, şüphesiz kazananları da olacağını söyleyen Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş Genel Müdürü Halil Karaçavuş; Sayın Başbakanımız “Hamdolsun, bize bir şey olmaz, iyi durumdayız” şeklinde iyi niyetli bir yaklaşım içerisinde bulunsa da krizin hiç şüphe yok ki batılılarla aynı politik-ekonomik sistem içerisinde bulunan Türkiye’yi çok ciddi olarak etkileyeceği açıktır. Nitekim bu hafta Türkiye’nin de içinde bulunduğu yükselen ekonomiler ile ilgili beklentilerde negatif bir değişim gözlenmektedir. Yapısal sorunlar daha çok dikkat çekmeye başlamıştır”dedi. Türkiye’nin 24 Ocak 1980 kararlarından beri Serbest Piyasa Ekonomisi’ ne dahil olmaya çalışan bir ülke olduğunu söyleyen Karaçavuş Türkiye, gelişmekte olan bir piyasadır dolayısıyla küresel krizin doğrudan ve birinci derecede etkileyeceği ülkeler arasında yer almaktadır. Krize karşı alınacak tedbirler her ülkede aynı olmayacaktır. Ülkemizde, kriz mağduru diğer ülkeler gibi bankaların sorunlarını çözmeye çalışmak yerine farklı bir model geliştirilmesi düşünülmelidir. Yabancılar finans kesimini kurtararak reel kesimin etkilenmesini önlerken, biz reel kesimden başlayarak finans sektörünü rahatlatabilir ve krizi en az hasarla atlatabiliriz. Zira Türkiye’de hâkim olan görüş söz konusu küresel krizden Türkiye’deki bankacılık sisteminin çok fazla etkilenmeyeceğidir. Öte yandan Türkiye bugün eskisine göre çok daha fazla oranda yatırım ve istihdama ihtiyaç duymaktadır. Kamu yatırımları ısrarla sürdürülmelidir. Yatırımların devam ettirilebilmesi ve istihdam sorununun yaşanmaması için gerekli tüm kolaylıklar sağlanmalı, önlemler alınmalıdır. Zira iş dünyasında daralmanın etkisi hissedilirken, bazı sektörlerde işten çıkarmalar da başlamıştır. Az önce de bahsettiğimiz gibi ülkemizde finans sektöründen daha çok reel sektörün zarar göreceğinden endişeleniyoruz. Bu durumda her türlü finansman modelini kullanarak yatırım yapmak, Milli üretimimizi arttırmanın bir yolunu bulmak zorundayız. Diyerek milli yatırımın önemine vurgu yaptı. Reel sektörde yatırımların durması, istihdamın daralması ve hatta toplu işten çıkarmaların başlaması, fabrikaların kapanması vb durumların yaşanabileceğini de sözlerine ekleyen Karaçavuş “Kötümser olmak istemem ama Türkiye böyle bir sürece de hazır olmalıdır.”dedi.
Gerçek ekonomik enstrüman; üretimdir diyen Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş genel müdürü Halil Karaçavuş Üretimi üç ana kısma ayırarak Mal üretimi, hizmet üretimi ve bilgi üretimi. Olarak sıraladı. Mal üretimi ise sanayi ve tarıma dayanır diyen Karaçavuş sanayi ve tarım sektörünün yaşadığı sıkıntıya dikkat çekti; Bu gün Türkiye, para ekonomisi ve hizmet sektörüne dayalı bir iktisadı sistem tarafından yönetiliyor. Reel sektör denilen sanayi ve tarım ise gün geçtikçe kan kaybetmektedir dedi.
Bugün gelinen noktada reel ekonomi ile finansal ekonomi arasında önemli bir ilişki olduğunu ancak Doğu Blok’unun yıkılması ile finansal ekonomi lehine yaşanan şişkinliğin iflas ettiğini belirten Genel Müdür Halil Karaçavuş kapitalist ekonominin, tekrar reel ekonomi ağırlıklı olarak kendini revize edeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu tavır değişikliğinin önemli siyasi, sosyal ve ekonomik değişiklikleri de beraberinde getireceği muhakkaktır. Bizim açımızdan bakıldığında ise sıcak paraya dayalı ekonomik anlayış ve algının sonunun geldiği gerçeğini görme zamanının geldiğidir. Akışkan halde uluslararası piyasalarda dolaşan kısa vadeli parasal sermaye artık eskisi kadar bol olmayacaktır dedi.
Konuşmasının son bölümünde tarım sektöründeki sürecin herkesin gözü önünde cereyan ettiğine dikkat çeken Karaçavuş Ülkemizde tarım sektörünün önemini genel müdürlüğünü yapmakta olduğu Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş’nin ihtiyaç duyduğu en büyük hammaddenin şeker pancarı olduğunu belirterek şu bilgileri verdi
- Ülkemizde 1 milyon 750 bin çiftçi ailesi geçimini şeker pancarı tarımından sağlamaktadır. - Türkiye’de 33 adet şeker fabrikası bulunmakta söz konusu şeker fabrikalarında 35 bin kişi istihdam edilmektedir. - Şeker pancarı tarımı yem, ilaç, et, süt, nakliye ve hizmet sektörleri ile iç içe geçmiş durumdadır. - Şeker pancarı üretimi bitkisel ve hayvansal üretimin geliştirilmesine azami ölçüde endüstriyel girdiler kullanılmasına toprakların fiziki yapıları ve ekolojik dengenin iyileşmesine katkı sağlamakta., kendisinden sonra ekilecek ürünlerin verimini azami ölçüde arttırmaktadır. Alternatif tarım ürünü olan ayçiçeğine göre 5, buğdaya göre 20 kat daha fazla istihdam oluşturmaktadır. - Şeker alternatif ürünlere göre tarıma dayalı sanayiler arasında verimlilik, karlılık ve katma değer yönünde karşılaştırıldığında üstünlüğe sahiptir. - Şeker fabrikaları gelişmekte olan bölgelerimize ve Doğu Anadolu’da bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması ve istihdam katkısı açısından büyük öneme sahiptir. - Taşıma sektörüne yaklaşık yılda 35 milyon ton iş hacmi sağlamaktadır. - Ülke ekonominse toplam katkı payı ise yaklaşık 4 buçuk milyar dolardır. - Türkiye’de şeker sektörü genel ekonomi içinde çalışan sayısı bakımdan 3., öz sermaye bakımından 5. üretimden satışlarda 5. satış hasılatı 7. sırada bulunuyor. - Şeker pancarının bir dekarından sağlanan istihdam değeri 3 bin 300 doları bulmaktadır. - Şeker pancarı endüstri bitkileri arasında sağladığı katma değer açısından 2. sırada yer almaktadır. - Türkiye’de şeker fabrikalarının özelleştirme süreci başlatılmıştır. Dünyanın en liberal ülkesi ABD’de dahi bir tane bile şeker fabrikası özel değil. Fransa özelleştirme yapmış yaşatamamış, şimdi tekrar fabrikaları çiftçilere devrediyor. Almanya aynı şekilde. Polonya da ise işçi-çiftçi ortaklığı var. Görüleceği üzere dünya şeker sektöründeki özelleştirmelerden vazgeçerken Türkiye’de özelleştirmeler yeni başlıyor. - Özelleştirme ile birlikte Türkiye’de şeker pancarı ve şekere ilişkin olarak karşı karşıya bulunduğumuz çok önemli başkaca sorunlar mevcut. Ancak konumuzun bu olmaması nedeniyle konuşmamı bitirmeden önce Kayseri Şeker’den kısaca bahsetmek istiyorum. - İşte bu noktada Türkiye´ye örnek teşkil eden bir şirketten, yani tarıma dayalı üretim yaparak ülke ekonomisine akıl almaz katkılarda bulunan devasa bir Sanayi kuruluşunu anlatmak istiyorum … Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş… - 53 yıl boyunca belki de yüzlerce genç kuşağı güvenle günümüze taşıyan Kayseri Şeker Fabrikası bugün üretim kapasitesi bakımından Türkiye’nin en büyük şeker fabrikasıdır. - Kayseri Şeker bugün çiftçisini iyi tanıyan vefakar yöneticileri tarafından başarıyla idare edilmektedir. - 1955 yılında 12 milyon sermaye ile kurulmuştur - Açılışı dönemin Başbakanı Adnan Menderes tarafından yapılmıştır. - Kurulduğunda günlük pancar işleme kapasitesi 1800 tondur. Bugün ise 12 bin tondur. - Kayseri Şeker bir çiftçi kuruluşudur ve tabana yayılı sermayenin en güzel temsilcisidir - %50,51 ‘i Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi’ne , %10’u Özelleştirilme İdare’sinde bulunmaktadır. Geri kalan %39,49’luk hissesi ise Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bulunan ve çiftçilerin ortak olduğu pancar ekicileri kooperatiflerine aittir. Dolayısıyla Kayseri Şeker %90’ı Türk çiftçisinin malı olan tabana yayılı sermayenin en güzel örneğini temsil eden bir şirkettir. - Kayseri Şeker, Kayseri, Sivas, Yozgat ve Nevşehir illerine bağlı 80 bin adet çiftçisine sözleşmeli pancar ekimi yaptırmaktadır. - Bugün itibariyle sermayesi 175 milyon YTL’dir. - Yıllık cirosu 450 milyon YTL’dir. - Şirketimiz genelinde 1750 kişi istihdam edilmektedir. - Kayseri ve Boğazlıyan’da olmak üzere iki adet şeker fabrikasına sahiptir. - Boğazlıyan’da kurulu olan fabrika 12 bin ton olan günlük pancar işleme kapasitesi ile dünyada en son şeker fabrikasyonu teknolojileri kullanılmak suretiyle, yaklaşık 150 milyon euro maliyetle yapımı tamamlanmış ve 2006 yılında Türk çiftçisinin ve Türkiye’nin hizmetine sunulmuştur. - Kayseri Şeker bünyesinde Panküp, Pan Kristal, Pansu ve Pançay markalı ürünleri bulundurmasının yanı sıra Seramis markası altında da yine en son teknoloji kullanılmak suretiyle yapımı tamamlanmış olan 10 bin metrekare büyüklüğündeki tek parça cam serada ürettiği tarım ürünlerini(domates, salatalık, biber vs.) de Türk halkının tüketimine sunmuş bulunmaktadır. - Bugün itibariyle perakende şeker (küp ve kristal) satışında Kayseri Şeker sektör lideri konumundadır. - Kayseri Şeker 2009 Mart ayında tamamlanması planlanan ve 10 bin adet büyükbaş hayvan barındıracak olan Gebe Düve- Et ve Süt Üretim Tesisi’nin yapımını halen devam ettirmektedir. Söz konusu tesisin tamamlanması ile birlikte Kayseri Şeker tüm et ve süt ürünlerini piyasa aracılığıyla Türk halkının beğenisine sunacaktır. - Tüm bu nitelikleri ile Kayseri Şeker, şeker sektörünü Cumhuriyet Dönemi boyunca sahip olduğu önemli stratejik konum sayesinde Türkiye’ye sağlamış olduğu tarım ve endüstri alanındaki katkısı gibi Kayseri Şeker’de ilimize yakın bölgemize, Türkiye’mize ve Türk insanına büyük katkılar sağlamıştır. Bundan sonra da sağlamaya devam edecektir. - Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisinde daima kendisine ilk 100 içerisinde yer bulmaktadır.
|