 Merhaba sevgili dostlarım,
Hepinizi muhabbetle selamlıyorum…
Öncelikle ülkemizde son dönemde giderek artan terör olaylarında vatan uğruna şehit olan güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı diliyorum.
Yıllardır nice acılara beşiklik yapmış vatanımız bu kez de, henüz gençliğinin baharını yaşamamış gencecik hayatların bir bir peygamber kucağına erişmesi ile üzüntü yaşamaktadır. Kaderine terk edilemeyecek kadar kutsal gördüğümüz vatan topraklarımız Türk ulusunun gücünün ne olduğunu anlayamayan şeref yoksunları tarafından parçalanmak istenmektedir. Buna cevap olarak aziz Türk milleti bir kez daha tek vücut olmuş, yapılan bu menfur saldırıların, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü bozamayacağını ispat etmiştir.
Yine binlerce aileyi ve tüm ulusumuzu yakından ilgilendiren, tamamı yerli sermaye olması sebebiyle milli bir konu olan, bizimde içerisinde yer aldığımız şeker sektörü hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bilindiği üzere şeker pancarı sanayi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren geçirdiği her süreçte önemli bir rol oynamıştır. Fakat artık bu büyük önemli ekonomi kolu gün geçtikçe zorlaşan şartlar altında yoluna devam etmeye çalışmaktadır. AB ile yapılan müzakereler ve uluslararası örgütlerle yapılan antlaşmalar gereği ekimi giderek azalan şeker pancarı, bu kez de kuraklığın etkisiyle zor günler geçirmektedir. Kuraklığın etkisinin üreticiyi etkilemesi yetmiyormuş gibi bir de yetkililerin kuraklığın artıp, su kaynaklarının azalmasını şeker pancarı ekimine bağlaması, geçimini şeker pancarından sağlayanların derinden yaralanmasına sebep olmuştur.
Öte yandan bugüne kadar yaptığımız bütün girişimlere rağmen ülkemizde, nişasta bazlı şeker kotasının %15 olması, AB ile yapılan müzakereler çerçevesinde şeker pancarına alternatif ürünlere destek verilirken şeker pancarına destek verilmemesi ve sürekli artan üretim maliyetlerine karşın şeker satış fiyatına bir türlü zam yapılmaması gibi sorunlar önümüzde dağ gibi yükselmektedir. Bu sorunlar sonucunda sektörümüzün hacmi giderek daralmaktadır. Bunların yanında ülkemize kaçak şeker girişinin durdurulamaması hem üreticileri hem de Türk Milleti’ne mensup her bireyi yakından ilgilendirmektedir. Zira ülkemize kaçak yollardan giriş yapan her şeker çuvalı, Mehmetçiklerimize sıkılan kurşun olarak geri dönmektedir. Terörle şeker sektörü arasındaki bağlantıyı başka bir örnekle de özetleyebiliriz. Bilindiği gibi terörün önlenmesi için alınması gereken önlemlerden biri de Doğu vilayetlerimizdeki işsizliğin önüne geçilmesidir. Fakat alınan kota kararları çerçevesinde bu bölgelerde şeker pancarı ekimi yapan üreticilerimizin kotası düşürülmektedir.Yani hem terör işsizlikten kaynaklanıyor şeklinde söylemlerde bulunup hem de kotaların azaltılması işsizliği arttırmakta,şeker pancarı ekimini azaltmaktadır.Bizler sadece şeker sektöründe yer aldığımız için değil,bir vatandaş olarak da,bu konunun üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğine inanıyor ve bu doğrultuda gereken çalışmaları yapmaya devam ediyoruz.
Biz Kayseri Şeker Fabrikası yöneticileri ise,bu sorunlara rağmen yapılan haksızlıkların ve yanlışların çiftçimizi en asgari düzeyde etkilemesi için,çiftçilerimizin dualarını çalışmalarımıza katık yaparak yolumuza devam ediyoruz.Yapacağımız yeni yatırımlar ile bu sorunları atılım yaparak,daha çok istihdam sağlayarak aşmayı hedefliyoruz.Buradan tüm çiftçilerimiz için müjde niteliğinde bir haber vermek istiyorum.Sadece nasırlı ellerin sahip olduğu Boğazlıyan Şeker ve Mamulleri Entegre Tesisi ilk pancar alım kampanyasında gayet emin adımlarla ve hiçbir sıkıntı olmadan yoluna devam ediyor.Şüphesiz ki bu ilerleyiş,çiftçilerimizin tamamen helal kazancı ve alın teri sayesinde mümkün olmaktadır.
Dostlarım;
Artık hamasete, enkaz edebiyatına daha az yer vermeliyiz.Millet olarak geçirmiş olduğumuz zor günleri,yine milletimizin birlik ve beraberliği sayesinde atlatacağımıza gönülden inanmaktayım.Gerek şeker sektöründe,gerekse ülke yönetiminde alınacak kararların gerginlik ve çatışma ortamından uzak,temel meselelerin kamuoyunda uzlaşı ile çözülmesi taraftarıyız.Siyasi çekişmelerin ve rant kavgalarının ülkemize ve ekonomimize ödetmiş olduğu bedeli de göz önünde bulundurursak,bu konudaki düşüncelerimizin haklılığı ortaya çıkmış olacaktır.
Son olarak çiftçi kardeşlerime seslenmek istiyorum.
Kardeşlerim,
Unutmayınız ki yalnız yürümüyorsunuz,yalnız değilsiniz.
Ve asla yalnız yürümeyeceksiniz.
Nasıl ki güneş doğunca yıldızlar sönerse, Kayseri Şeker Fabrikası da var olduğu sürece karanlıklar aydınlanmaya devam edecektir… |