Şimdi birlik zamanı…

Hepinize yeniden merhaba değerli okurlar;

Şeker Dünyası Dergimizin 30.sayısında sizlerle buluşmaktan dolayı duyduğum mutluluğu belirtmek istiyorum.

Sevgili dostlarım,

Ülkemiz yakın tarihinin gerek ekonomik olarak gerekse siyasal olarak en buhranlı günlerini yaşamaktadır. Ekonomik kriz yayfın medyada ve bürokrasi kademesinde gerektiği kadar dillendirilmese de esnafımızı ve biz Türk çiftçileri bu krizi birebir yaşamaktayız. Özellikle de zor şartlar altında ekim yapan Türk çiftçisi bu ekonomik krizden nasibini almış, neredeyse ekim yapamaz hale gelmiştir. Bir yandan giderek artan mazot ve gübre fiyatları diğer yanda ise giderek ağırlaşan yaşam şartları nedeniyle,Türk çiftçisinin beli iyiden iyiye bükülmüştür.Çiftçi bu hale gelince ister istemez mahsul fiyatları da artmış,manipülasyon nedeniyle de halkımız ürünleri iki katı fiyata alır hale gelmiştir.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin art arda gelişen olaylar nedeniyle gündemde sıkça yer alması ve yargı kararlarının sorgulanır hale gelmesi, enflasyonun tekrar çift haneli rakamlara ulaşmasına etken olmuştur. Bu sorunlar ekonomik krizi körüklemektedir. Fakat bütün bu yaşananlardan daha kötüsü dışarıda Türkiye’nin parçalanması için gün sayanlar bu olaylar nedeniyle giderek umutlanmış,Türk Milleti’nin birlik ve beraberliğinin bozulması için yapmış oldukları yeminleri bir kez daha yenilemişlerdir.

Değerli dostlarım,

Türk halkı 1999 ve 2001 ekonomik krizlerini yaşamış, dolayısıyla da bu konuda deneyim sahibi olmuştur.Hatırlanacağı üzere o dönemlerde de siyasal sorunlar ile oyalanan Türk halkı ağır bir yara almış,halen bu yaralar kabuk bağlamamıştır.Buna rağmen halkımız edindiği tecrübeler ile bir gecede yüz milyarca doların aktığı banka hesabı sahipleri tarafından kukla olmayacağını öğrenmiş ve öğretmiştir.Bu sermaye sahipleri bu kez de tıpkı 1980 ve öncesindeki senaryoları tekrar önümüze sürmeye çalışmaktadır:” Türk-Kürt”,”Laik-Dindar” ve son olarak ta “Türbanlı-Başı açık” ayrımları ile birlik ve beraberliğimizi tekrar sorgulamamız istenmektedir.Milletçe buna vereceğimiz en güzel cevap kendi sorunlarımızı kendi içerimizde çözmektir.Uluslararası toplantılarda kendi sorunlarımızı teşhir etmeden,yani kolun kırılıp yenin içinde kalması bizim bu dönemlerde ihtiyaç duyduğumuz bir metot olmalıdır.Bu milletin sorunlarını çözemeyip Edirne’nin öte tarafından medet umanlar,ya Türk Milleti’nin asaletini bilmemektedir ya da kendi yeteneklerinin sorgulanmasını istemektedir.

Sevgili dostlarım,

Yazımın bu bölümünde sizlere küresel ısınma ve kuraklık ile ilgili tespit ve görüşlerimi aktarmak istiyorum. Malumunuz, küresel ısınma ve sonucunda yaşanan kuraklık tüm dünyayı tehdit eden bir sorun olarak dikkatleri çekmektedir. Diğer dünya ülkeleri küresel ısınmadan en az zararla etkilenmek için hayatın her alanında önlemler alırken,Türkiye sadece son dönemde imzaladığı Kyoto Protokolü ile harekete geçmeye çalışmaktadır. Bu protokole ilaveten bazı sivil toplum örgütlerinin başlatmış olduğu temiz çevre kampanyaları sayesinde de halkımızın bilinçlenmesi amaçlanmıştır. Şüphesiz ki bu sorundan tüm insanlık etkilenecektir. Fakat kuraklık sebebiyle ürününü yetiştiremeyen ve mali konularda sıkıntı yaşayan çiftçilerimizin hali gün geçtikçe kötüleşmektedir. Özellikle de içinde bulunduğumuz şeker pancarı sektöründe üretim yapan çiftçilerimiz mazot ve gübre fiyatlarındaki aşırı artış ve yaşanan kuraklık nedeniyle sıkıntılı günler geçirmektedir.Şeker pancarı üreten diğer ülkelerde pancar çiftçileri desteklenirken ülkemizde bırakın pancarın desteklenmesini,pancara alternatif ürünler üzerinde ciddi çalışmalar yapılmaktadır.Buradan tüm yetkililere bir kez daha seslenmek istiyorum; Tüketeceğimiz şeker olmadığında arayışlara girmek yerine gelin şimdi hep beraber bu kanayan yaraya merhem bulup,Türk çiftçisinin yüzünü güldürelim.

Hepinizi muhabbetle selamlıyor,Allah’a emanet ediyorum.